Çağımızın en çok tartışılan ama bütün çevrelerin değişik bakış açısıyla yaklaştığı bir konudur organikmi olsun doğalmı olsun. Hangisi ne kadar faydalı ne kadar zararlı.
Bu konu artık yaşamın her alanında tartışılmakta ama yüzde yüz insanlığın önüne tam olarak çözümlenmiş olarak getirilememektedir.
Yazar : Doç. Dr. Yusuf Güner
Organik (ekolojik) gıdalar, izlenebilir ve kontrol edilebilir organik yetiştirme standartlarına uygun olarak üretilen sertifikalı ürünler olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu ürünlere doğal ya da doğadan toplanmış ürünler denilmesi doğru değildir. Doğal balıkla organik balık arasındaki fark, organik olanının yumurtasından, yetiştirildiği suya, hasat edilmesine ve paketlenmesine kadar her aşamasının denetlenip sertifika verilmesi, yani sertifikalı olmasıdır. Doğal olması için balıkçı İdris’in ağından çıkması yeterli sayılır. Organik balık üretim metodunda, üretilen balığın sağlık durumu, refahı ve atıkları dikkate alınır. Burada amaç, tüketiciye daha sağlıklı, kaliteli ve güvenilir ürün satılmasıdır. Bu ürünlerin üretiminde ve işlenmesinde, kimyasal girdi kulanımının yasak olması, bu ürünlerin güvenli ve kaliteli olduğunun birer işaretidir. Ancak doğadan her yakalanan ve doğal balık olarak adlandırılan ürünler bu özellikleri taşımayabilir. Örneğin yıllardır kanalizasyon ve sanayi atığının bıra-kıldığı İzmir körfezinde son yıllarda su kalitesinde temizlenme işaretleri görülse de, zemininin ne kadar kirli olduğunu biliyoruz. Buna rağmen bir çok balık sürüsünün bu ortamda yaşadığı ve beslendiği hatta kıyıdaki insanlar tarafından yakalanıp tüketildiğini görüyoruz. Şimdi gözle görülür bir şekilde doğal olduğu kesin olan bu yakalanan balıkların kimyasal birikim taşımadığı ve güvenli olduğu söylenebilir mi? Doğal olduğu halde güvenle yenebilir mi?
Bir balığın organik olduğu nasıl anlaşılır?
İnsanlar doğal gıda ile organik gıdayı birbirine karıştırdıklarından, doğal balığı tercih edebiliyorlar ve daha güvenilir bulabiliyorlar. Ancak doğal gıdada sertika şartı yok. İzmir körfezinden yakalanan balıklar doğal balık olarak kabul edilebilir ama kesinlikle organik değildir. Bu bakımdan organik olarak üretilmiş su ürünlerinin doğadan yakalanandan daha güvenli olduğu söylenebilir. Organik balık yetiştiriciliğinde her aşa-manın denetlenip sertifiklanması gerekiyor. Organik balık sertifikasını Tarım Bakanlığının onay verdiği ve uluslararası kabul gören kuruluşlar verebiliyor. Paketli balık ürünlerinde bu sertifikanın paketin arkasında, seri numarasıyla birlikte yer alması gerekiyor. Tezgahdaki balıklar için ise istenildiğinde satıcılar tarafından gösterilmek zorunda. Gösteremiyorsa balık organik değildir.
Organik su ürünlerinin mevcut durumu nedir?
Su ürünleri üretimi, dünya gıda ekonomisinin en hızlı büyüyen sektörlerindendir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde, yenmeyen yemler ve balık dışkılarının sebep olduğu kirlilikten, doğaya kaçan balıklardan, hastalık kontrolü için kullanılan kimyasallardan dolayı kontrollü ve sertifikalı ürünlere olan talep artmıştır. Buna ilaveten organik standartlar, üre-tim ve işleme sırasında genetik değişime uğramış canlı veya ürün kullanılmasına izin vermediği için bu konuya duyarlı müşterilerin talebini de karşılamaktadır.
Organik olarak sertifikalanmış su ürünlerinin dünyadaki üretimi yaklaşık 25 000 ton olup, bunun 14 000 tonu Avrupa ülkelerinde üretilmektedir. Yapılan hesapla-malar 2030 yılına kadar organik su ürünleri üretiminin 1,2 milyon tona ulaşacağını göstermektedir. Organik su ürünleri üretiminin en fazla gelişmiş ülkelerde olacağı ve üretilen sucul ürünlerin en önemli pazarının Batıda Avrupa ve Kuzey Amerika’nın, Doğuda ise Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Singapur’un oluşturacağı tahmin edilmektedir. Organik balık üretiminin geleceği, gelişmekte olan ülkelerin resmi sertifikalı ürünlerle pazara girişiyle daha da değişebilir. Organik pazar su ürünleri üreticileri için gelecekte ümit vaadetmektedir. Bunun birlikte, üretim maliyetinin artması, normal üretime göre daha düşük verimlilik gibi nedenler, organik üretime geçmek isteyen çoğu üretici için birer engeldir.
Organik olarak üretilen su ürünleri hangileridir?
İlk organik balık üretimi, 1990’lı yılların ortalarında bir grup balık yetiştiricisi tarafından, Avusturya’da bir sertifikalandırma kuruluşu olan “Bio Ernte” tarafından sazan balığının “organik” olarak sertifikalanması ile başlamıştır. Bu ilk girişimi, som ve gökkuşağı alabalığının pazara girişi izlemiştir. İlk organik alabalık ise 1998 yılında İngiltere’de satışa sunulmuştur. Son istatistiklere göre Dünya’da en çok üretimi yapılan organik sertifikalı su ürünleri arasında, som balığı, alabalık, sazan, ot sazanı, çipura, deniz levreği, tilapya, midye, mersin balığı ve mikroalgler sayılmaktadır.
Türkiye’de ise iç sularda gökkuşağı alabalığı ve sazan, denizde ise çipura ve levrek yetiştirilen Türkiye’nin ilk organik su ürünleri üretimi projesi, Rize Çayeli’nde organik olarak Tarım İl Müdürlüğü tarafından 12 Kasım 2006 tarihinde başlatılmıştır. Ülkemizde organik tarım bilgi sistemine kayıtlı ilk ve tek su ürünleri yetiştiricilik projesiyle aynı zamanda ticari anlamdaki ilk organik alabalık yemi de üretilmiş oldu. Böylece dünyada 4 adet bulunan organik alabalık yem tesisi Rize’ye ve ülkemize kazandırılmıştır.
Avrupa pazarlarında organik alabalığın fiyatı geleneksel üretime göre % 30 daha pahalıdır. Bu fiyatlar işlenmiş ve işlenmemiş olmasına göre değişmektedir. Örneğin bütün alabalığın kg fiyatı 7-8 Avro iken, temizlenmiş alabalığın fiyatı 12 Avro’dur.
Çağımızın en çok tartışılan ama bütün çevrelerin değişik bakış açısıyla yaklaştığı bir konudur organikmi olsun doğalmı olsun. Hangisi ne kadar faydalı ne kadar zararlı.
Bu konu artık yaşamın her alanında tartışılmakta ama yüzde yüz insanlığın önüne tam olarak çözümlenmiş olarak getirilememektedir.
Yazar : Doç. Dr. Yusuf Güner
Organik (ekolojik) gıdalar, izlenebilir ve kontrol edilebilir organik yetiştirme standartlarına uygun olarak üretilen sertifikalı ürünler olarak tanımlanmaktadır. Ancak bu ürünlere doğal ya da doğadan toplanmış ürünler denilmesi doğru değildir. Doğal balıkla organik balık arasındaki fark, organik olanının yumurtasından, yetiştirildiği suya, hasat edilmesine ve paketlenmesine kadar her aşamasının denetlenip sertifika verilmesi, yani sertifikalı olmasıdır. Doğal olması için balıkçı İdris’in ağından çıkması yeterli sayılır. Organik balık üretim metodunda, üretilen balığın sağlık durumu, refahı ve atıkları dikkate alınır. Burada amaç, tüketiciye daha sağlıklı, kaliteli ve güvenilir ürün satılmasıdır. Bu ürünlerin üretiminde ve işlenmesinde, kimyasal girdi kulanımının yasak olması, bu ürünlerin güvenli ve kaliteli olduğunun birer işaretidir. Ancak doğadan her yakalanan ve doğal balık olarak adlandırılan ürünler bu özellikleri taşımayabilir. Örneğin yıllardır kanalizasyon ve sanayi atığının bıra-kıldığı İzmir körfezinde son yıllarda su kalitesinde temizlenme işaretleri görülse de, zemininin ne kadar kirli olduğunu biliyoruz. Buna rağmen bir çok balık sürüsünün bu ortamda yaşadığı ve beslendiği hatta kıyıdaki insanlar tarafından yakalanıp tüketildiğini görüyoruz. Şimdi gözle görülür bir şekilde doğal olduğu kesin olan bu yakalanan balıkların kimyasal birikim taşımadığı ve güvenli olduğu söylenebilir mi? Doğal olduğu halde güvenle yenebilir mi?
Bir balığın organik olduğu nasıl anlaşılır?
İnsanlar doğal gıda ile organik gıdayı birbirine karıştırdıklarından, doğal balığı tercih edebiliyorlar ve daha güvenilir bulabiliyorlar. Ancak doğal gıdada sertika şartı yok. İzmir körfezinden yakalanan balıklar doğal balık olarak kabul edilebilir ama kesinlikle organik değildir. Bu bakımdan organik olarak üretilmiş su ürünlerinin doğadan yakalanandan daha güvenli olduğu söylenebilir. Organik balık yetiştiriciliğinde her aşa-manın denetlenip sertifiklanması gerekiyor. Organik balık sertifikasını Tarım Bakanlığının onay verdiği ve uluslararası kabul gören kuruluşlar verebiliyor. Paketli balık ürünlerinde bu sertifikanın paketin arkasında, seri numarasıyla birlikte yer alması gerekiyor. Tezgahdaki balıklar için ise istenildiğinde satıcılar tarafından gösterilmek zorunda. Gösteremiyorsa balık organik değildir.
Organik su ürünlerinin mevcut durumu nedir?
Su ürünleri üretimi, dünya gıda ekonomisinin en hızlı büyüyen sektörlerindendir. Su ürünleri yetiştiriciliğinde, yenmeyen yemler ve balık dışkılarının sebep olduğu kirlilikten, doğaya kaçan balıklardan, hastalık kontrolü için kullanılan kimyasallardan dolayı kontrollü ve sertifikalı ürünlere olan talep artmıştır. Buna ilaveten organik standartlar, üre-tim ve işleme sırasında genetik değişime uğramış canlı veya ürün kullanılmasına izin vermediği için bu konuya duyarlı müşterilerin talebini de karşılamaktadır.
Organik olarak sertifikalanmış su ürünlerinin dünyadaki üretimi yaklaşık 25 000 ton olup, bunun 14 000 tonu Avrupa ülkelerinde üretilmektedir. Yapılan hesapla-malar 2030 yılına kadar organik su ürünleri üretiminin 1,2 milyon tona ulaşacağını göstermektedir. Organik su ürünleri üretiminin en fazla gelişmiş ülkelerde olacağı ve üretilen sucul ürünlerin en önemli pazarının Batıda Avrupa ve Kuzey Amerika’nın, Doğuda ise Avustralya, Japonya, Yeni Zelanda ve Singapur’un oluşturacağı tahmin edilmektedir. Organik balık üretiminin geleceği, gelişmekte olan ülkelerin resmi sertifikalı ürünlerle pazara girişiyle daha da değişebilir. Organik pazar su ürünleri üreticileri için gelecekte ümit vaadetmektedir. Bunun birlikte, üretim maliyetinin artması, normal üretime göre daha düşük verimlilik gibi nedenler, organik üretime geçmek isteyen çoğu üretici için birer engeldir.
Organik olarak üretilen su ürünleri hangileridir?
İlk organik balık üretimi, 1990’lı yılların ortalarında bir grup balık yetiştiricisi tarafından, Avusturya’da bir sertifikalandırma kuruluşu olan “Bio Ernte” tarafından sazan balığının “organik” olarak sertifikalanması ile başlamıştır. Bu ilk girişimi, som ve gökkuşağı alabalığının pazara girişi izlemiştir. İlk organik alabalık ise 1998 yılında İngiltere’de satışa sunulmuştur. Son istatistiklere göre Dünya’da en çok üretimi yapılan organik sertifikalı su ürünleri arasında, som balığı, alabalık, sazan, ot sazanı, çipura, deniz levreği, tilapya, midye, mersin balığı ve mikroalgler sayılmaktadır.
Türkiye’de ise iç sularda gökkuşağı alabalığı ve sazan, denizde ise çipura ve levrek yetiştirilen Türkiye’nin ilk organik su ürünleri üretimi projesi, Rize Çayeli’nde organik olarak Tarım İl Müdürlüğü tarafından 12 Kasım 2006 tarihinde başlatılmıştır. Ülkemizde organik tarım bilgi sistemine kayıtlı ilk ve tek su ürünleri yetiştiricilik projesiyle aynı zamanda ticari anlamdaki ilk organik alabalık yemi de üretilmiş oldu. Böylece dünyada 4 adet bulunan organik alabalık yem tesisi Rize’ye ve ülkemize kazandırılmıştır.
Avrupa pazarlarında organik alabalığın fiyatı geleneksel üretime göre % 30 daha pahalıdır. Bu fiyatlar işlenmiş ve işlenmemiş olmasına göre değişmektedir. Örneğin bütün alabalığın kg fiyatı 7-8 Avro iken, temizlenmiş alabalığın fiyatı 12 Avro’dur.
Alıntı:http://www.ekolojimagazin.com/?s=magazin&id=584
Tarafından ozdemir · 129 gün 6 Saat 45 Dakika Önce
Sorular: 1 Cevap: 0 ( 0% ) | Saygınlık: 0